20.06.2018 14:21:35
USD (Alış - Satış) : 2.91 - 2.93 EUR (Alış - Satış) : 3.27 - 3.30
Mehmet Ali AYER
29 Mayıs 2018 Salı

YERLİ VE MİLLİ DEDİK YA…

Dörtdivan Cumhuriyet İlkokulu Müdürü Mehmet Ali AYER beyin kaleme aldığı yeni yazısı..

YERLİ VE MİLLİ DEDİK YA…
Merhaba Değerli Dostlar. Allah’ın selamı üzerinize olsun.
Ülkemizin, Milletimizin ve Devletimizin yıllardır yaşadığı onlarca önemli olaydan birisidir “Zeytin Dalı” harekatı. Ve de en önemlilerinden…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak nasıl yaptık biz bu operasyonu ve nasıl başarılı olduk? Yedi düvele nam salmış olan şanlı ordumuz, çok uzun yıllardır bu kadar ciddi anlamda inmemişti sahaya. Baktık, yaşadık ve gördük ki üç kıtaya hükmetmiş Osmanlı ruhu, gemileri karadan yürüten Fatih ruhu ve boğazda gururumuz, şanımız, şerefimiz olan Çanakkale ruhu bozulmadan öylece duruyor ELHAMDÜLİLLAH. Bizim bir milyon dinamik ordumuz, kırk milyon sefer görev emri bekleyen ordumuz var sözünü tam da doğrularcasına bir millet topyekün ayağa kalktı ve yediden yetmişe, sekizden seksene, kadını, erkeği cepheye gidebilmek için adeta sıraya girdi. Sıcak bölgenin sınırında, şerefli askerimize ve polisimize moral için günler, geceler boyu bekledi. Zaten yıllardır biz ne çektiysek millet olarak gerçek gücümüzün farkında olamamaktan çektik. Bizi ezmek isteyen güçlere boyun eğdik. Ama Afrin’de gücümüzü gördük ve tekrar özgüvenimizi kazandık.
“Zeytin Dalı” harekatı neden yapıldı? Afrin’de neydi mesele? Bunu insanımızın büyük çoğunluğu biliyor zaten. İçimizden her ne kadar anlamak istemeyenler çıksa da, “bizim ne işimiz var kardeşim o bataklıkta, gencecik fidanlarımızı kurban veriyoruz” diyenler olsa da Millet olarak her şeyin farkına vardık. Elbette tek bir Mehmetçiğimizin burnu bile kanamasın isteriz. Kapımızın eşiğinde ateş yanarken seyretmek evin tamamen yanıp kül olmasına sebep olacaktı. Bunu seyredemezdik. Bir ülkenin ordusu neden vardır? Niçin devamlı yenilenir ve taze tutulur? Bizim devlet ve millet olarak ayakta tutuğumuz, büyüttüğümüz, modernize ettiğimiz ve dinamizm kattığımız ordumuza tam da şimdi görev düşüyor işte.
On yıllardır “tazıya tut, tavşana kaç” diyen, bize dost görünüp arkamızdan hançerleyen, dünyanın arka tarafından dolaşıp gelen güçler, günümüzde İşit midir, Daeş midir adı ne haltsa bir takım örgütleri kurup sonra da güya bunlarla mücadele etsin diye YPG denilen tam bir terör örgütünü harekete geçiriyorlar. Bunu da bizim burnumuzun dibinde yapıp “sınır güvenliği ordusu kuruyoruz” diyorlar. Kimin sınırını kime karşı koruyacaksınız? Yemezler kardeşim. Sizin karşınızda el pençe divan duran bir Türkiye, süklüm püklüm, ezik bir ülke ve lider yok artık. Şükürler olsun masaya yumruğunu vuran, ordusunu ve milletini yanına almış, “sınır benimse, kendi sınırlarımı kendim korurum” diyen bir devlet ve bu devletin bir lideri var.
Kendime sordum, “biz neden yıllardır PKK denen terör örgütüne böyle kapsamlı bir operasyon yapamadık” diye… Sonra da dedim; “Nasıl yapalım ki? Düşmanı vuracak doğru belli silahın yok, tankın yok, tüfeğin yok, yazılımın yok.” Elimizdeki savunma gücü hep yabancı. Mühimmatını bulsan parçasını bulamıyorsun, parçasını bulsan uzmanını bulamıyorsun. Hepsini bulsan kullanımını kısıtlamışlar. “El atına binen tez iner” misali elin kolun bağlı, düşmanla mücadele edemiyorsun. Bu da yetmezmiş gibi Selçuklu Devleti’nin altını oyan Emir Sadettin Köpekler gibi, bir Osmanlı paşası savaş kaybetti diye göbek atan hain Osmanlı paşaları gibi, devletin en önemli kademelerine çöreklenmiş FETÖ denen hain sürüsü... Karada, havada, denizde, emniyette, yargıda yuvalanıp yanlış istihbaratlar veren, boş dağları, tepeleri bombalattıran, ne kadar devlet, millet düşmanı varsa hepsiyle dirsek temasında olan, mücadele gücünü kıran ve başarısızlığa zemin hazırlayan bir ihanet çetesi… Ne yaparsın işte hırsız içeride olunca kapı kilit tutmuyor. Yıllarımızı çalmışlar, milyar milyar zarara uğratmışlar, en büyük ihaneti yapmışlar devlete ve millete. Silkelendik ve bu kamburu üzerimizden attık, atıyoruz şükürler olsun.
Savunma sanayide yerliliği ve milliliği yakaladık çok şükür. Ee tabi böyle olunca vatansever pilot yirmi metreye kadar inip cephanelik olarak kullanılan tüneli bir ucundan vurup öbür ucundan duman çıkartabiliyor. Tanklarımız hareket halindeki konvoyu görmeden tam isabetle vurabiliyor. Hava Kuvvetleri’miz, Cerablus’da verdiğimiz yetmiş iki şehidi anarcasına, bu kadar dar bölgede yetmiş iki savaş uçağını aynı anda kaldırıp havada senkronize edebiliyor. MPT-76(Milli Piyade Tüfeği) her türlü ortamda dakikada 650 mermi atabiliyor. On iki bin metre yüksekten aşağıdaki teröristlerin elindeki silahın markasını okuyabilen İHA ve SİHA’larımız gören gözümüz oluyor. Tabi bu savunma hamlesinin dahası da var. Bütün bunlar cesaret, feraset ve iman meselesidir. Bu gurur hepimizindir. Şükürler olsun ki biz bunları yaparken bizi istemeyen cenahlar da parmaklarını ısırarak maaal mal bakıyor.
Biz, devlet ve millet olarak bu yerli ve milli hamleyi daha önce yapabilmiş olsaydık PKK terör örgütünün kaynaklarına bu operasyonları yıllar önce yapardık ve otuz beş yıl boyunca bunlarla uğraşmak zorunda kalmazdık. Binlerce insanımızı ve milyarlarca lira paramızı kaybetmezdik. Ama yapamadık. Neden? Çünkü el atına biniyorduk.
Onlarca denemeden sonra önümüzü kesemeyen, tırmanışımızı durduramayan güçler her seçim öncesi yaptıkları gibi ekonomi ve döviz kuru üzerinden gelmeye başladılar. Ama unuttukları şey; “Ve mekeru ve mekerallah, vallahü hayrul makirin.''Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır”. Allah var gam yok. Bu vatan ve bu millet hayrına bir tane de olsa çivi çakana devam diyoruz.
Rabbim devletimizi, milletimizi, ordumuzu, yurdumuzu her türlü tehlikeden korusun. Yüzyıllar boyu, bu toprakları bize yurt yapabilmek için at sırtından inmeyen, savaştan savaşa koşan ecdadımıza ve tarih boyunca verdiğimiz tüm şehitlerimize rahmet etsin. Gazilerimize ve Aziz Milletimize sağlık ve huzur versin inşallah. Amin.
Saygılarımla... Kalın sağlıcakla…
Mehmet Ali AYER
Dörtdivan Cumhuriyet İlkokulu Müdürü






Tüm yazarlar için tıklayın