10.12.2022 12:00:05
USD (Alış - Satış) : 2.91 - 2.93 EUR (Alış - Satış) : 3.27 - 3.30
Yasin ŞEN
2 Ekim 2022 Pazar

BOLU'DAN DÖRTDİVAN'A

BOLU'DAN DÖRTDİVAN'A
Bugün çocukları da alıp Bolu'ya gideyim, dedim. Dörtdivan, Yeniçağa ve Bolu merkez arasında sonbaharla beraber, yaprakların renklerinin o değişken tonu belirmeye başlamış iyice. Bu memlekete sonbahar ayrı yakışıyor. Öyle ki, bu güzelliği izlemekten çocuklar bile kendini alamıyordu. İnsan Bolu'da yaşadıkça ruhunu tabiatın bu engin güzelliğiyle doldurmayı hayatının en güzel imkânlarından biri olarak görüyor.
Bolu merkezde uzun kaldık. Aslında bir alışveriş merkezindeydik. Bize Tunahan da katıldı. Çocukların oyun alanlarında keyif ve heyecanla geçirdikleri vakitleri uzun uzadıya anlatmak niyetinde değilim fakat bir çocuğun bir vesileyle mutlu olduğunu görmek insanı çok derinden kavrayan büyük bir nimettir. Onların bu mutluluğunu görünce insan "Keşke hep çocuk kalabilseydik!" demekten kendini alamıyor.
Alışveriş merkezinden çıktıktan sonra birkaç yere daha uğrayıp serin ve gür ormanların arasından Dörtdivan'a doğru yola çıktık. Dörtdivan'a Tekkeköy üzerinden gittik. Yol üzerinde birkaç yerde durduk.
İlk mola verdiğimiz yer, sanırım orman işletmesine ait metruk bir yapının olduğu bir yerdi. Buradaki geniş alanda biraz gezdik. Doğrusu ortam muhteşemdi. Bir ara yanımıza iki av köpeği geldi. Tasmaları olduğuna göre sahipleri olmalıydı. Kendilerini sevdirmek ve belki yiyecek bir şeyler istiyorlardı. Bir tanesine ilgi gösterince patilerini göğsüme kadar dayadı. O sırada hayvandan korkan Ahmed Furkan sırtımdaydı. Biraz ağladı. Mızmızlandı. Halbuki köpeklerden kolay kolay korkmaz. Elif Nisa ise zaten bu hayvanlara pek yanaşmaz. O da Tunahan abisine sığındı. Biraz daha dolaştıktan sonra yolumuza devam ettik.
Az sonra yolumuzun üzerinde bulunan bir çeşmenin yanında mola verdik. Bir aile ormanın kıyısında piknik yapıyordu. Biz de yolun diğer tarafında ormanın içinde biraz gezindik.

Akabinde yola devam ettik. Fakılar Yaylası'na yakın ve hemen her zaman mola verdiğim yerde yine durduk. Burada uzun kaldık. Bol bol fotoğraf çekindik. Hemen aşağımızda ormanlar uzayıp gidiyordu. Güneş yavaş yavaş ağaçların arasında kayboluyordu. Çocuklarla ve Tunahan'la öteye beriye biraz yürüyüş yaptık. Daha sonra yola devam ettik.
Bu sefer Fakılar Yaylası'na geldik. Arabayı gölün diğer tarafına koyduktan sonra biraz bir şeyler yedik. Çayımız vardı termosta. Çay içtik. Sonra yaylada biraz yürüyüş yaptık. Gün batıyordu artık. İnekler ve koyunlar yayladaki ağıllara dönüyordu. Karşıda bir çoban, köpeğiyle beraber oturuyordu. Sonra yayla evlerine çekildiler. Etraf yine muhteşem bir güzellikteydi. Tekkeköylüler, traktörlerle bir yerden geliyordu. Biz ise bu muhteşem güzelliği adımlıyor, serin yayla havasını derin derin içimize çekiyorduk. En hoşuma giden de çocuklarımın bu güzelliklerden henüz küçük yaşlarda faydalanmasıydı.
Biraz daha yürüdükten sonra arabaya bindik. Üşümüştük. Kısa bir gezinti, fakat bizde güzel intibalar bırakan bir zaman dilimi olmuştu bu. Nitekim Tunahan da çok sevmişti durup dinlendiğimiz ve gezdiğimiz bu yerleri.
Artık Dörtdivan'a dönüyorduk. Tekkeköy'ün hemen üzerinden Dörtdivan'a yöneldik. Aslında bu güzergâh üzerinde de durup bu muhteşem doğayı dinlediğimiz başka yerler vardı. Fakat bugün çok yorulmuştuk. Elbette bu yorgunluk gönül doyuran bir günün verdiği güzel bir histen başka bir şey değildi.
Dr. Yasin ŞEN
Dörtdivan/BOLU




 


Tüm yazarlar için tıklayın

YAZARLAR

Tamamı